2018 Troya Açık Su Yüzme Yarışı

Bu siteyi kurarken amacım gittiğim şehirlerle ilgili gözlemlerimi yazmaktı. Halen de amacımdan şaşmış değilim. Ancak yıllardır açık su yüzme yarışlarına olan merakım sayesinde kendimi yarış deneyimlerimi yazarken buldum. Bu yazımda Türk Spor Vakfı tarafından düzenlenen Çanakkale 2018 Troya Açık Su yüzme yarışında yaşadıklarımı anlatacağım.

28 Temmuz Cumartesi

Öğlen saatlerinde Çanakkale’ye vardık. Feribottan iner inmez sağ tarafta bulunan organizasyon komitesinin bulunduğu binaya girdim. İçeri girer girmez dondurma ikramlarıyla karşılandım. Sıcak yaz gününde yoldan gelmiş biri olarak bu şekilde karşılanmaktan duyduğum memnuniyetle başlayalım. Bir kurumda işlerin nasıl yürüdüğünü anlamak istiyorsanız giriş kapısına bakın, giriş kapısındaki tutum içeride işlerin ne kadar ciddi yapıldığını gösterir. Herkesin kendince bir takım kalite kriterleri vardır ya, benim de dikkatimi giriş kapısındaki karşılama çekiyor işte. Birkaç tane daha kriterim var, konunun azıcık dışına çıkarak onları da paylaşayım. Mesela otel kahvaltısında beyaz peynir iyiyse, kahvaltı güzeldir, ıslak zeminler iyiyse otel kalitelidir. Neyse, esas konumuza dönelim. Görevlilere kendimi tanıttım, akreditasyon işlemini hızlıca tamamladım. Çantamı, mor renk tişörtümü, yine mor renk bonemi ve çipimi aldıktan sonra akşamüstü Çimenlik kalesinde buluşmak üzere ayrıldım oradan.  Tişört ve bone renklerini özellikle vurguladım zira yarışmanın teması kadına şiddete karşı farkındalık olarak belirlenmişti.

Çimenlik Kalesinde Yarış Öncesi Toplantı

Akşam 17:20’de organizasyon komitesinin yarışla ilgili brifingini dinlemek üzere Çimenlik kalesi müze salonunda toplandık. Toplantıda nereden nereye yüzeceğimiz, yüzey akıntının hangi bölgede nereye doğru olduğu bilgisi paylaşıldı. Yarış ikinci kordondan başlayacak ve Kepez plajında bitecekti. İlk etapta açığa doğru yüzmemiz, şehitlik abidesini kerteriz almamız, belli bir noktaya gelince kıyıya doğru yüzmeye başlamamız gerektiği söylendi. Yarışın toplam süresi 2 saat olarak belirlenmişti. Bu süreyi aşanlar diskalifiye olacak, teknelere alınacaktı. Açıkçası o esnada bu haber benim biraz strese girmeme sebep oldu. İyi ve hızlı bir yüzücü olduğumu iddia etmiyorum ancak hedefim her girdiğim yarışı mutlaka tamamlamak. Beni motive eden şey hızlı yüzmekten ziyade, katıldığım yarışı zamanında bitirmek. Toplantı bittikten sonra ertesi güne kadar yarışı zihnimde canlandırdım. Yine heyecan yapmıştım. Bu heyecan her yarış öncesi olacaktı anlaşılan.

 Yarış Günü

Bize verilen programa göre yarış günü Kepez plajında toplanılacağı, akreditasyon işlemlerinden sonra otobüslerle yarışın başlayacağı ikinci kordona gidileceği belirtilmişti. Sabah erkenden yola çıktık, Kepez’e vardık. Tüm sporcular son hazırlıklarını yapıyorlardı. Yağlananlar, koltuk altları tahriş olmasın diye vazelin sürenler, ısınanlar, birbirlerine geçmiş yarış deneyimlerini anlatanların arasına karıştım. Otobüse binme vakti geldiğinde üzerimizde sadece mayo, ayaklarımızda otellerde verilen kullan at terlikler, ellerimizde gözlük ve bone vardı. Yüzlerce kişi o şekilde bizim için tahsis edilen belediye otobüslerine bindi. Elbette ortaya ilginç bir görüntü çıktı. Otobüsün içinde kimi oturarak kimi ayakta giden onlarca mayolu insan. Aslında son derece absürt olabilecek bir görüntüyü o sırada gayet olağan karşılıyordum. Yanımızdan geçip de etkinlikten haberi olmayan araçlardaki insanlar açısından son derece komik bir görüntü olduğuna eminim. Kaderde mayoyla belediye otobüsüne binmek de varmış. Ama bence daha komiği belediye otobüsünden inip yolun karşısına geçtiğimiz andı. Karşıdan karşıya geçerken bize yol veren sürücülerin şaşkınlığı görülmeye değerdi. Yine onun kadar ilginç bir olay da yazlık bir sitenin içinden geçerken oldu. Balkonda kahvaltılarını eden Çanakkaleliler bir anda yüzlerce mayolu insanı yürürken görmüştü. İlk bakışta bir olayı protesto ediyor gibi bir halimiz vardı. Bu görüntüye ilk etapta bir anlam vermeleri pek de kolay olmamıştır sanırım.

Yarış başlıyor

İkinci kordonda tüm hazırlıklar yapılmıştı. Müzik eşliğinde ısınmaya başladık. Heyecanım iyice artmıştı. Şunun şurasında dakikalar sonra yarış başlayacaktı. Saygı duruşu ve İstiklal marşından hemen sonra yarış başladı. Suya bir girdim bir de ne göreyim, bildiğin çamur, üstelik Çanakkale’ye özgü ince uzun yosunlarla dolu. Yapacak bir şey yok, boyumu geçen yere kadar koşar adım ilerledim sonra bıraktım kendimi suya, çamur umurumda değil. Sonra mı? Verdim kulacı verdim kulacı. Uzun bir süre kalabalık halinde yüzdük. Yanımdakilere çarpmamak için sağa sola manevralar yapmak zorunda kaldım. Birkaç yüzücünün koluna bacağına çarptım, onlar da bana çarptı tabi. Açıklara doğru ilerledikçe biraz daha rahat yüzme imkânı buldum. Önümüzde bize mihmandarlık yapan turuncu renkli balonlu tekneyi takip ettim. Hiç durmadan yüzdüm ve bir müddet sonra bizi zaman zaman yönlendiren balıkçı teknelerinden gelen işaretle Türk bayrağına doğru ilerlemeye devam ettim. Karaya doğru yaklaşırken şiddetli bir akıntıya kapıldım, ama nasıl akıntı, istediğin kadar yüzme bil, kontrol edilebilir, yönetilebilir bir durum değil. “Eyvah, bu akıntı yüzünden yarışı tamamlayamayacağım” dedim.  Otobüste gelirken tecrübeli bir yüzücü benzer bir durumu İstanbul boğazında yaşadığını anlatmıştı. O anda akıntıya karşı olanca gücüyle yüzüp, sonra kıyıya doğru yüzmüş. Ben de aynısını yapmaya çalıştım, akıntıya karşı yüzmek neredeyse imkânsız gibiydi ama şansımı denedim. Ne yapsam olmuyordu. Kıyıya doğru yüzmeye karar verdim. En kötü biraz daha ileriden bir yerden çıkardım. Korktuğum başıma gelmedi. Kıyıya düşündüğümden rahat çıktım. Bravo çığlıkları ve alkışları eşliğinde karaya ayak bastım. Meis Kaş yarışından sonra bir zafer daha elde ediyordum. 5 bin metreyi 1 saat 10 dakikada yüzmeyi başarmıştım. Çok mutluydum. Mutluluğumun resmini de aşağıda paylaşıyorum.

Yüzme yarışlarını anlattığım kişilerin sordukları ve cevapları

1.Korkmuyor musun?

Hayır, hem de hiç

2.Hiç durup dinlenmedin mi?

Hayır, sadece nerede olduğumu anlamak için birkaç defa durup etrafıma baktım.

3.Nasıl o kadar uzun süre yüzebiliyorsun?

Ben zaten bundan daha uzun yüzüyordum, sadece bugüne kadar bunu belgeleyememiştim.

4.Susamadın mı, acıkmadın mı?

O an pek akla gelmiyor öyle şeyler.

5.Kramp girmiyor mu?

Çok şükür ciddi bir kramp girmedi.

6.Nasıl bir duygu?

Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisinin en tepesi

7.Sırada neresi var?

Şu an ben de bilmiyorum.