“Stendhal sendromu. Stenhal sendromu veya hiperkültüremi hızlı kalp atışı, baş dönmesi, baygınlık, şaşırma ve hatta halüsinasyona sebep olabilen bir psikosomatik rahatsızlıktır. Bu sendrom özellikle kişinin sanat eserlerinin bolluğu veya ihtişamı ve güzelliği karşısında kendinden geçme halinde görülür”. Bu sendromun yaşanma ihtimali olan şehirlerden biri de Barcelona. Bir açık hava müzesi, bir görsel şölen, mimarinin, sanatın, gastronominin başkenti bu şehir. Şehrin her yanında Gaudi imzasını görüyorsunuz. La Sagrada Familia ile başlayalım. La Sagrada Familia, İspanya’nın Barselona şehrinde bulunan ve modern mimarinin öncülerinden sayılan Antoni Gaudi’nin 1883 yılında devraldığı fakat 1926 yılında bir tramvayın altında kalarak ölmesi sonucu yarım kalan bir bazilikadır. Yapımı halen devam etmektedir. 1883’den bu yana devam eden bu devasa yapı Barselona’nın simgelerinden biri olmuş. “O kadar yıldır bitmez mi bir inşaat” diye sormakta haklısınız, ancak kimilerine göre turist çekmek amacıyla özellikle bitirilmiyor, bu da bu yapıyı konuşulmaya değer kılan hikayelerden biri olmasını sağlıyor. Bir de Sagrada Familia’nın tam karşısında bir apartmanın duvarında bir reklam var. Reklam  Dominos pizzasına ait, duvarda büyük bir pizza resmi, üzerinde ise “Bazı şaheserleri bitirmek sadece 15 dakika sürer” yazılı.

Salvador Dali

Şehir gezisine biraz ara verip Dali müzesine gidelim. Barselona’ya gitmişken, Dali’yi görmeden dönmek olmaz. Dali’nin müzesi şehrin bir saat kadar uzağında. Resim sanatına ilgisi olmayanların bile seveceği bir müze burası. Daha içeri girmeden bile birçok ilginç detay karşılıyor sizi. Dali’yi burada yazarak anlatmak mümkün değil. Dali’nin müzesine gitmeye karar verirseniz, önceden Dali ile ilgili okuma yapmaya başlamanızı öneririm, serginin hakkını ancak öyle verebilirsiniz. O kadar çok detay var ki, sadece resimlere ve imgelere bakmak ve onları anlamaya çalışmak ancak ön hazırlıkla mümkün olabilir. Sergiyi gezerken bu adam dahi mi, uçuk kaçık mı, uyuşturucu mu kullandı da bunları yaptı diye düşünülebilirseniz. Zira o da “ I don’t do drugs, I am drugs” (ben uyuşturucu kullanmıyorum, kendim uyuşturucuyum) diyerek bu sorulara cevap vermiş.

La Rambla

Eskiden olsa İstiklal caddesi derdim, şimdilerde öyle bir benzerlik kuramayacağım ancak şehirde illaki yürünecek yerlerden biri de burası. Yaklaşık 20 adımda bir sokak sanatçılarının olduğu, özellikle akşam 10’dan sonra iyice dolan bu cadde şehrin merkezi niteliğinde. Ne ararsanız burada bulabilirsiniz. Mağazaların dışında ünlü markaların taklit ürünlerini de bu caddede göreceksiniz. Burada dikkatimi çeken bir ayrıntıyı paylaşmak istiyorum. Aslında tamamen yasa dışı olan bu işi yapan göçmenler önlerine açtıkları tezgâhı polis geldiğinde hızlıca toplayıp kaçabilmek için bir teknik geliştirmiş. 3-4 metrekare genişliğinde bir örtü üzerine yerleştirdikleri çantaları polise veya zabıtaya kaptırmamak isteyen satıcılar serdikleri örtünün dört bir yanına ip bağlayıp, bağlı olan dört ipi de ellerinde hazır tutuyorlar. Bir polis veya görevli geldiğini haber alır almaz ipi bir anda çekerek örtüyü bohça haline getiriyorlar ve sırtlarına alıp kaçmaya başlıyorlar. Olayın esasında ne kadar dramatik olduğunu anlayabilmeniz için Javier Bardem’in 2011 yapımı Biutiful filmini izlemenizi öneriyorum.  

Nou Camp’ı görmeden olmaz

PES turnuvalarımızda favori takımım Barselona’nın stadını görmeden olmaz tabi. Ancak ben orada olduğum sıralarda izleyeceğim bir maç yoktu maalesef. Stadı gezmek isterseniz belli bir ücret karşılığında içeri girebiliyorsunuz. Barselona’nın maçı olmadıktan sonra neyleyim ben boş stadı dedim ve girmedim. Dışarıdan şöyle bir bakıp “vay be” dedim, birkaç da fotoğraf çektim.

Yemekler ve eğlence

İspanyol mutfağı çok zengin, paellası, tapası en bilinenleri, onun dışında bir de yumuşak içimli sangriaları var. Hepsini denedim ama yine de Türk mutfağı gibisi yok.

Flamenco izlemek isterseniz çok fazla seçenek var. Hangileri en iyisi hatırlamıyorum ama mutlaka birini izleyin, kesinlikle görülmeye değer bir performans.

Barselona hem Avrupa mimarisiyle hem de bir Akdeniz ülkesi olması münasebetiyle bana fazlasıyla hitap eden bir şehir oldu. Bir kaç kez gitmek gerekir bu şehre. Katalan kültürü, Dali ve Gaudi hakkında biraz okuma yapıp öyle gitmenizi tavsiye ederim.