Bozulmamış, yıpranmamış, el değmemiş bir orta çağ şehri burası. Fotoğraf makinenizi alın, etrafınızda gördüğünüz her yerin fotoğrafını çekin, sizi temin ederim hiçbiri kötü çıkmayacaktır. Mimarisi, kanalları, doğası, bitki örtüsü ile büyüleyici, hatta fazla güzel. Bu kadarı da olmaz “too good to be true” diyeceğimiz türden bir şehir burası. Tüm sosyal medya hesaplarınız için en az beş sene kullanabileceğiniz fotoğraflar çektirebilirsiniz.

Brugge Belçika’da Brüksel’e 100 kilometre uzaklıkta bir şehir. Benelux bölgesinde kesinlikle görülmesi gereken yerlerden biri. Bilmeyenler olabilir, Benelux Belçika, Hollanda (Netherlands), Lüksemburg’un kısaltması, bu üç ülkenin kapladığı bölgeye verilen isim.

Brugge küçük sayılabilecek bir şehir, acele etmeden gezseniz bile en fazla bir gün yeterli. Ancak bana kalırsa Brugge’ü gezmek değil de, o şehirde yaşayan biri gibi bir iki gün geçirmek, o atmosferin bir parçasıymış gibi yaşamak daha güzel olabilir. Bunun için en ideal mevsim sonbahar olacaktır; çatıları dik iki katlı taş evler, kanallar, yemyeşil parklar, Arnavut kaldırımlı dar sokaklar, otur hüngür hüngür ağla, o derece yani.

Unutmadan, Brugge’da bir Harry Potter mağazası var. Harry Potter meraklılarına duyurulur.

Brugge’a bir daha gitmek için üç neden

  1. Bol bol fotoğraf çekmek
  2. Bozulmamış mimariye bakıp “vay be” diye iç geçirmek
  3. Sessiz ve sakin bir şehirde yaşamanın keyfine varmak

 

Harry Potter Mağazası

 

 

Brugge’dan Kareler